27 Eylül 2017 Çarşamba

Wet n Wild Photofocus Fondöten ve Makeup Stick Conceal

Herkese merhaba.😘 Bugün sizlerle yaklaşık bir aydır kullandığım ve memnun kaldığım iki üründen bahsetmek istiyorum. Bu ürünler (benim gördüğüm kadarıyla-benim çevremde) herkesin en çok farlarıyla tanıdığı bir marka olan Wet n Wild'a ait. 
Sizlere bahsetmek istediğim ilk ürün Wet n Wild Photofocus Foundation. Benim rengim e365c soft beige. Bu yaz bronzlaşabildiğim için bu renk yüzüme oldukça uydu. Bronzluğumun etkisi fazla uzun sürmediğinden kışın nude ıvory rengine geçebileceğimi düşünüyorum.😂 Ürün cildi kameraya hazır hale getirerek fotoğraflarda kusursuz çıkmayı vaat ediyor. Tested kısmında 7 farklı ışıkta test edildiğinden ve yüksek performansından bahsediliyor.  Ben bu fondöteni gratis mağazasının indirim gününden almıştım. Kullandığım bir ay süresince oldukça beğendiğim bir ürün oldu. Cam şişede olan bu ürün 30ml. Çevirmeli kapağı açtığımızda plastik bir spatula ile karşılaşıyoruz. Açıkçası bu  spatula olayını anlayamadım. Bence kullanım kolaylığı falan da sağlamıyor. Kokusuna gelirsek; kokusu boyayı andırsa da sürdüğünüzde kesinlikle hissetmiyorsunuz. İçindeki materyalle ilgilendiğimden bunlara pek de takılmadım.😄 Nemli makyaj süngerimle uygulamayı tercih ediyorum zira fırça ile uyguladığımda çizgi çizgi kaldı ve hiç güzel olmadı. Yüzüme çok çabuk dağıtmam gerektiğini öğrendim. Çabucak yüze oturup matlaşan bir fondöten. Bu yüzden yüzünüzün her bölgesine sürüp sürmediğinizden emin olun. 😄 Yüzünüzde hiç mi hiç ağırlık yapmıyor. Yüksek performans olayına aşırı katıldığımı söyleyemeyeceğim ancak yüzünüzde çok büyük sıkıntılar yoksa bu fondötenin yeterli olabileceği kanaatindeyim. Kalıcılığını artırmak için ise pudra ile sabitliyorum. Kötü yanı her tonunun maalesef Türkiye'de olmaması. Seçenekler arasından umarım cildinize uyan bir ton bulabilirsiniz. Sanırım bu ürün hakkında söyleyeceklerim bu kadar. 💃
İkinci ürünüm ise Wet n Wild Makeup Stick Conceal. Aydınlık bir görünüm vermek konusunda oldukça başarılı bir ürün. Uygun fiyatlı ve kaliteli. Performansının paranızın karşılığını kat kat verdiğini düşünüyorum. Gün boyunca(dışarıda kaldığım 6 saatlik süre boyunca) herhangi bir sorun yaşamadım. Rengi sürdüğüm şekliyle kaldı. Yapay bir görünümde olduğunu da düşünmüyorum. Ben özellikle gözlerimin iç köşelerini aydınlatmak ve göz altı bölgemi parlaklaştırmak için kullanıyorum. Asansörlü bir mekanizmaya ve yumuşak kremsi bir dokuya sahip. Mekanizması sayesinde kullanımı çok kolay. Bu ürünü ilk kez fırça ile uygulamıştım, beğendim ve fırça ile uygulamaya devam ediyorum.😄 Ürünü hangi koşulda önerdiğime gelirsek; ürünü ince çizgileriniz ya da kırışıklıklarınız yoksa öneriyorum. Göz çevresindeki alanlarla ilgili problem yaşıyorsanız beğenmeyeceğinizi düşünüyorum. Ama kişinin kendisinin deneyimlemesi bambaşka. Bütün bunların benim fikirlerim ve önerilerim olduğunu lütfen unutmayın. Sizin de  bu ürün hakkında yorumlarınız, söyleyecekleriniz varsa yazmaktan çekinmeyin. Herkese mutlu haftalar 💜 



17 Eylül 2017 Pazar

Melâhat Sultan'ın Lahmacun Tarifi


























Herkese merhaba. 😊 Gününüzün beklediğinizden güzel geçmesini dileyerek yazıma başlıyorum. Bu yazımda anneannem Melâhat'ın kolay mı kolay ama bir o kadar da nefis lahmacun tarifini sizlerle paylaşacağım. Siz de benim gibi bir lahmacun severseniz her duyduğunuzda "Şöyle olsa da bol limonla bol yeşillikle yesek." diyenlerdenseniz evde kolaylıkla yapabileceğiniz bu tarifi mutlaka denemelisiniz. 💃 Gelin beraber malzemelere ve yapılışına göz atalım.


MALZEMELER
Hamuru için;
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı toz şeker
  • 3 su bardağı un
İç Harcı İçin;
  • 250 gr orta yağlı kıyma
  • 1 adet büyük soğan ( rendeliyoruz)
  • 1 tatlı kaşığı acı biber salçası
  • 1 tatlı kaşığı domates  salçası
  • 2 adet domates (kabuklarını soyup rendeliyoruz) 
  • 2 diş sarımsak (rendeliyoruz)
  • 3 adet sivri biber (ince ince doğruyoruz)
  • Maydanoz (ince ince doğruyoruz)
  • Pulbiber
  • Tuz
  • Karabiber
Yapılışı
Un, tuz, toz şeker, sıvıyağ ve suyu harmanlayıp yumuşak kıvamlı bir hamur -hep kullandığımız tabirle; kulak memesi kıvamında bir hamur- elde edene kadar iyice yoğuruyoruz. Sonrasında hamuru unlanmış tezgaha alıp eşit parçalara bölüyoruz. Her bir parçayı merdane/oklava ile ince ince açıyoruz. Açtığımız hamurun içine 2 yemek kaşığı kadar harcı yayıyoruz. 200 derecelik fırınımızda kızarana kadar pişiriyoruz. Dilerseniz tavada da üstüne bir kapak örterek pişirebilirsiniz. Biz bir an evvel yemek için hem tavada hem fırında aynı anda yapıyoruz. 😁 Yanına bol bol yeşillik ve ayranımızı da unutmuyoruz. İşte bu kadar! Afiyet bal şeker olsun. Bu basit mi basit ama bir o kadar lezzetli tarifi umarım siz de denersiniz. Bir sonraki yazımda görüşürüz. 🙋

3 Eylül 2017 Pazar

Eylül Ayı Kitap ve Film Önerilerim

Herkese merhaba. 😇 Cıvıl cıvıl bir yazı daha geride bıraktık. Evet yazı her ne kadar sevsem de Candan Erçetin'in bir şarkısında dediği gibi "En sevdiğim mevsimdir sarı sonbahar." Biraz hüzünlü olsa da melankoliden haz almasını bilenler için ayrı bir yeri var bu mevsimin. Sizlere izleyebileceğiniz birkaç film ve okuyabileceğiniz birkaç kitap önerim olacak bu yazımda. Umarım hoşunuza gider. Gelin hep beraber göz atalım. 😊


İlk filmimiz "Dil Chahta Hai". Bir Bollywood filmi. Hepimizin bildiği gibi son zamanlarda Bollywood oldukça popüler. Çoğu zaman filmlerin içindeki dansları aşırı bulsam da ben de severek ve hayranlıkla izleyenlerdenim. Bu film; aşk, dostluk, yalnızlık, hüzün, sevinç gibi bir çok duyguyu bir arada barındıran filmlerden. Başrolde herkesin çok sevdiği Aamir Khan var. 😊 Filmin konusuna şöyle bir değinecek olursam: Sameer, Akash ve Siddhart aralarından su sızmayan üç arkadaş. Sameer(Saif Ali Khan) her gördüğü kıza aşık olan, Akash (Aamir Khan) aşka inanmayan ve çapkınlık peşinde koşan, Siddharth(Akshaye Khanna) ise hislerini içine atan karakter. Zamanla hayatın bu üç yakın arkadaş üzerinde meydana getirdiği değişimleri izliyoruz. Aşk bu üç yakın arkadaşa harika bir ders veriyor. Üstelik bu film 21 adet ödülün sahibiymiş. Gerçekten de aldığı ödülleri sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum. Çok iyi bir yapım. Mutlaka izlemelisiniz. 😊



      İkinci filmimiz "Bana Adını Sor". İtiraf etmeliyim ki uzun zamandır Türk yapımı bir film izlememiştim. Canımın sıkkınlığını giderecek bir şeyler araştırırken bu film çıktı karşıma. Ben de merak uyandırdı. Filme yapılan fazlaca olumsuz eleştiri olmasına rağmen konusundan ötürü izlemeye değer buldum. Pişman da değilim zira öyle bir senaryo vardı ki ağlamamak elimde değildi. Gözlerimden o damlalar aktı gitti. Benim için oldukça duygu yüklüydü. Filmin konusuna şöyle bir değinecek olursam: Hakan(Engin Hepileri) ve Yasemin(Özge Borak) yetiştirme yurdunda beraber büyüyen ve sonrasında da hiç ayrılmayan iki dosttur. Aralarında çok sıkı bir bağ vardır. Ancak Yasemin için aralarındaki ilişki arkadaşlıktan ibaret değildir. Hakan'ı çok sevmektedir ancak bu duygu tek taraflıdır. Bir gün hayatlarına Merve(Başak Parlak) isimli güzel bir kadın girer ve olaylar gelişir. Sonrasında Hakan'ı bekleyen kötü sürprizle bu üçlünün hayatları kökünden değişir. Sancılı bir aşk üçgenine hazırlıklı olun. Vaktiniz varsa izleyin derim. 😊



Üçüncü filmimiz "The Bodyguard".  Oldukça başarılı bir yapım. Daha önce izlemiştim ancak yine bir gün ne izlesem diye düşünürken birden aklıma geldi ve izleyiverdim. 😄Hala izlemeyen kaldıysa canı gönülden tavsiye ediyorum. Ya da hatırlatmam sayesinde tekrar izlemek isteyebilirsiniz. Kim bilir... 😄 Filmin konusuna gelirsek: Frank Farmer(Kevin Costner) eski bir gizli servis ajanıdır. Ancak resmi görevini bırakmış ve ünlülere korumalık yapmaya başlamıştır. Ünlü bir pop yıldızı olan Rachel(Whitney Houston) ölüm tehdidi içeren mektuplar almaya başlayınca Frank onu korumak üzere kiralanır. Kendini işine adayan Frank için işler bu defa kontrolden çıkar ve ünlü pop yıldızı Rachel ile aralarında karşı konulamaz bir aşk başlar. 💑






Dördüncü filmimiz oldukça eğlenceli ve yüksek imdbye sahip bir animasyon olan "Zootropolis:Hayvanlar Şehri(Zootopia)" Daha önce izlediniz mi bilmiyorum ancak tekrar tekrar, keyifle izleyebileceğiniz harika bir animasyon. Film, polisiye bir öyküden oluşuyor. Modern memelilerin(teknolojiyi kullanabilen hayvanların) yaşadığı Zootropolis, lüks Sahra Meydanı’ndan, soğuk Tundra Kasabası’na kadar birçok farklı doğal ortamın ve hayvanın bir arada bulunduğu, fil kadar büyük ya da arı kadar küçük olan hayvanların bile istediği her şeyi yapabileceği eşsiz bir yerdir. İyimser Polis Memuru Judy Hopps buraya geldiğinde, büyük ve sert mizaçlı hayvanların olduğu bir yerde polis olmanın hiç de kolay olmadığını fark eder. Kendini ispatlayabilme fırsatını elde edebilmek için geveze ve numaracı tilki Nick Wilde ile ortak olma pahasına önemli ve gizemli bir olayı çözmeye çalışacaktır. 🐰


İlk kitabımız Vefa Enver'in "Çocuk da Yapamadım Kariyer de" isimli kitabı. Akıcı ve dili öyle yalın ki kitabı benim gibi bir çırpıda bitireceğinize eminim. Konusuna kısaca değinecek olursam: Aslı, Sibel ve Ahu isimli üç yakın arkadaş hem kariyer hem çocuk yapma hayaliyle yola çıkmışlar ancak otuzlu yaşlara geldiklerinde ikisini de beceremediklerini anlayıp dehşete kapılmışlardır. Artık işleri rayına oturtmanın zamanının geldiğine karar verirler ancak nereden başlayacaklarına dair de en ufak bir fikirleri de yoktur. Sibel; alımlı ve seksi, erkeklerin karşı koyamadığı, anı yaşayan, gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiren bir karakterdir. Hayatını yaşarken kalplerini kırdığı onca insanı hiç umursamaz. Aslı; Sibel'in tam tersi bir kişiliğe sahiptir. İlişkilerinde bencillikten uzak, duyarlı ve özverili olmasına karşın çekingenliği ve sevilmeye duyduğu ihtiyaç ilişkilerinde üzülen tarafın hep o olmasına neden olmaktadır. Ahu ise kariyerine odaklanmış, hırslı, iş dünyasında kendine iyi bir yer edinmiş ancak başarı merdivenini tırmanırken bir çok kişinin ezilmesine sebep olmuştur. Üç yakın arkadaşın günlük hayatlarına, başlarından geçen komik hadiselere, içinden çıkamadıkları çoğu zaman arap saçına dönen duygusal ilişkilerine, acı ve sıkıntılarına, zamanla nasıl olgunlaştıklarına şahit olacaksanız. Ayrıca "Bunu Sen İstedin" ve "Neyse ki Çocuk Yaptım" isimli devam kitapları da mevcut. Kendinize bir kahve alın ve okumaya başlayın. Stresinizden, yorgunluğunuzdan eser kalmayacak. 💆

İkinci kitabımız Ahmet Ümit'in "Aşk Köpekliktir." adlı kitabı. Bu kitapta Ahmet Ümit on ayrı hikayeyi tek kitap halinde bizlere sunmuş. "Aşk Rüzgarın Söylediği Bir Şarkıdır" şeklinde imgesel anlatımlarla bezeli bir bölümle başlıyor ve kitaba ismini veren "Aşk Köpekliktir" ile sona eriyor.
Benzetmelerle ve imgelerle kitabın dili oldukça zenginleştirilmiş ve anlatımı sizi kendine hayran bırakacak. Son hikayemize kısaca değinecek olursam: Ayşe isimli karakterin bir barda Rafo isimli barmenle olan konuşmalarından oluşuyor. Ayşe, sonsuz aşkı Stefan'ı ilk kez o barda trompet çalarken görmüş ve etkilenmiştir. Stefan ile tanışmışlar ve kısa zamanda ilişkileri başlamıştır. İlişkileri devam ederken bir gün Stefan bir mektupla Ayşe'ye veda etmiştir. Ayşe, barmenden bir türlü unutamadığı ve unutamayacağı Stefan hakkında bilgi toplamaya çalışır. Stefan aslında bambaşka birine tutulmuştur ve aradığı kadın Ayşe'ye çok benzediği için ilişkileri buna bağlı olarak başlamıştır. Her ne kadar o kadını geçmişte bırakıp Ayşe ile yola devam etmek istese de kadının gölgesi ilişkilerinin üzerinde kalmıştır. Kadın bir gün çıkagelmiş ve Stefan beş satırla ona veda etmiştir. Ayşe sahibini arayan bir köpek gibi hala bu aşkın peşinden ilk tanıştıkları noktaya gelerek Stefan'ı aramaktadır. İmkansız da olsa vazgeçememektedir. Stefan ise başka bir kadının peşinde...Bu hikaye hüzün dolu bir aşkı sizlere sunuyor. 💔 Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Bir sonraki yazımda görüşürüz. Kendinize çok iyi bakın. 😘